6 Mart 2014 Perşembe

Cihan Erdem-Cellat Bitti..




Sayfa Sayısı: 296
Baskı Yılı: 2014
Dili: Türkçe
Yayınevi: Ephesus Yayınları

İnsan ırkının gelmiş geçmiş en iri ve ürkütücü bedenine sahip, sadece öldürmeyi arzulayan dilsiz bir cellât.

Basit bir cümle ile anlatılamayacak kadar üstün zekâya sahip cesur bir asker, adil bir sultan ve gerçek bir kahraman; Yavuz Sultan Selim.

Kutsal kitap gibi taşıdığı Cellâtı okuyarak insan öldürme cesareti bulmaya çalışan esrarengiz bir adam.

Üzerinde yaşayan insanların olağanüstü bir zihinsel düzeye eriştiği, dünya teknolojisini yönlendiren bir Ada.

Tarih ile geleceği bütünleştiren, gizemli kapıları ardına kadar açan bir kitap.

Düşündüğü tek şey cellât olmaktı ve bunu başarmalıydı. Eğer başaramazsa bile en azından birini öldürerek bu duyguyu tatmalıydı. Kana susamışlığı ve öldürmeyi bu denli arzulaması, belki iğrenç, insani olmayan ve canice bir durumdu ama bazen kendine kızdığı zamanlar da oluyordu.

Özellikle masum bir çocuğu ya da eceliyle ölmek üzere olan bir yaşlıyı öldürmek istediği zamanlar...

Fakat bu duygular daha fazla sorgulama yapmasına ve bir şeyleri değiştirme gayreti içine girmesine yetmiyor, derinden yaşadığı kin ve nefreti bastıramıyordu.

Tanıtım bültenini okur okumaz çok merak ettiğim kitaplardan bir tanesiydi Cellat.
Cihan Erdem daha önce okumadığım yazarlardan biriydi ve tarihin bilim-kurgu ile bütünleşmesi kitabı daha da merak etmeme neden oldu.
Kitap esrarengiz adamın bir sahaftan Cellat isimli kitabı istemesiyle başlıyor ve tarih ile cellat olmak isteyen Dev İsa’nın heyecan verici öyküsüyle devam ediyor.
Hem tarih hem de Dev İsa’nın öyküsü o kadar güzel harmanlanmış ki her anını soluksuz okudum.
Hele de Dev İsa’nın ailesini öldürenin kim olduğunu öğrendiği o an ve onu öldürme sahnesi çok güzel anlatılmış.
İlerleyen bölümlerde esrarengiz adamın hikayesi de gayet güzeldi ama 2.bölümde kitabın bambaşka bir alana geçmesi kitabı daha da ilginç kılmış.
2.bölümde tarihten bambaşka bir alana sürüklenen hikaye Melekler Adasında devam ediyor.
İlk defa okuduğum bir tür ve yazar olmasına rağmen özellikle ilk bölüm bana göre gayet güzel ve ilgi çekiciydi.
Siz de tarih ve bilim kurguyu iç içe yaşamak isterseniz bu kitap kesinlikle tavsiyedir…

“İki buçuk  metrelik boyuyla insanların arasında  yürüdüğünde her yerden farkedilebiliyordu. Boyuyla orantılı olan ağırlığı üç yüz kiloyu aşkındı. Vücudunda bir parça yağ bulunmasın diye sürekli spor yapar ve ağırlık kaldırırdı. Eğer kasları ve vücudu şekilli olmasaydı tamamen bir yaratığa benzeyecekti ama o her ne kadar korkunç bir yüze sahip olsa da,atletik fiziği düzgündü. Asıl ürkütücü olan şey, kafasındaki düşüncelerdi. Öldürmenin nasıl bir duygu olduğunu merak ediyor ve kanın tadını almak istiyordu.”

'' Su hassas bir kalbe sahiptir.Dini,dili,ırkı,düşüncesi,karakteri ,rengi ve mezhebi ne olursa olsun bu ve benzeri değerleri hiç düşünmeden bünyesine kabul ediyor. Suyun tepki verdiği tek şey şiddettir. Eğer ona şiddet uygulamaz ve yumuşak davranırsanız asla sizi yarı yolda bırakmaz. Gerekirse sizi bağrına basar ve başının üstünde taşır. Ama ona zor kullanıp sert yaklaşırsanız sizi derinliklerine alarak cezalandırır. ''


4 yorum:

  1. İlginç bir kitaba benziyor,incelenecekler listeme aldım.

    YanıtlayınSil
  2. Hımm değişik bir konuya benziyor :) Yorum çok güzel olmuş ellerine sağlık^^ Bu arada okuyan Şirin de çok şirinnnn :D

    YanıtlayınSil