12 Aralık 2014 Cuma

Fatma Erdek-Erken Rüya Zamanlar Bitti..







Yarım kalan aşklar, tamamlanmamış cümleler gibidir. Bir hıçkırığa düğümlenmiş itiraflar, bastırılmak zorunda kalınan hevesler, gönderilmemiş, hatta kaleme dahi alınmamış, yürekten yüreğe yazılan mektuplar, saklanmış duygular, beklenmedik bir veda, zor anlar, zor yıllar…

Ayrılık…
Oysa, söylenecek ve yaşanacak ne çok şey vardı daha. Aradan geçen yıllar, onların aşklarını güçlendirmekten başka bir işe yaramamıştı. Birbirini kıyamete kadar sevmek için yaratılmış olan Eser ve Nehir için de, cümle tamamlanmamıştı henüz.

Sağ elimle kalbimin üzerine dokundum. Sanki gerçekten de var olan bir yaraya değiyordum. Yavaşça, usulca, aşkla… Ah, kalbim! Bedenimin en iflah olmaz, en söz dinlemez, en laf anlamaz yeriydi. Başkasına dilsizdi, kördü, sağırdı. Sadece Eser oturmuştu oraya ve bir dağ kadar yüksek, bir dağ kadar ağırdı.

Sen hep oradaydın Nehir. Gittim sandığında bile ben seni bırakmadım. Yumdum avuçlarımı, sakladım sıcaklığını… Kader bu, biliyorum. Bu, elinde değil insanın. Sevdaların her biri birbirinden farklı. İçerikleri, derinlikleri, hissetme şiddetiyle doğru orantılı. Benimki bir depremdi, bir iç sarsıntısı. Bir vurgun, bir kalp yarılması. Seni gördüğüm gün başladı. Her yaşımda, her yılımda azalır sandım, umdum ama olmadı.

Fatma Hanım’ın okuduğum ilk kitabı ama son olmayacağı kesin.

Kalemi o kadar yumuşak ve akıcı ki kitabın nasıl bittiğini anlamadım.
Hem karakterleri işleyişi hem de dili o kadar sade ki bu da Fatma Hanımın en sevdiğim özelliklerinden biri oldu.

Bu ara o kadar çok Türk yazar türedi ama aralarından gerçek kalemleri bulup okumak çok keyifli ve Fatma Erdek de bunlardan biri oldu benim için.

Kitapta Eser ve Nehir’in hikayesini okurken yeri gelecek çok kızacak yeri gelecek çok ama çok sevineceksiniz.

Eğer siz de henüz Fatma Erdek ile tanışmadıysanız en kısa zamanda tanışmanız tavsiyesiyle sevgili okuyucu.


 Özlediğim en uzak sıla, sakladığım en değerli anıydı o. Ne yaparsam

 yapayım, Eser 'in gönlümdeki izi silinmiyordu.


Ah, kalbim! Bedenimin en iflah olmaz, en söz dinlemez, en laf anlamaz 

yeriydi. Başkasına dilsizdi, kördü, sağırdı. Sadece Eser oturmuştu 

oraya ve bir dağ kadar yüksek, bir dağ kadar ağırdı.

Ağlama Nehir. Beni anlamış, beni aramış, beni özlemiş gibi ağlama.

 Beni beklemiş, şimdi kavuşmuş gibi sarılma. Özlem yaşları değil ki 

bunlar. Bu, bir kavuşma değil. Çok oldu ben gideli, sen beni 

 unutalı.Çok sular aktı. Çok mevsimler yaşandı, bitti. Kaç bahar, kaç

 yaz, kaç kış. Farkında değil misin, Nehir? Üzerimizden sadece yıllar

 değil, gençliğimiz geçti.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme