13 Ağustos 2012 Pazartesi

Az - Hakan Günday


Yazar:Hakan Günday
Sayfa Sayısı: 360
Yayınevi: Doğan Kitap
Arka Kapak

Diyebilirsin ki, bir insanı, fotoğraflarından ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? Haklısın. Belki de çok az...

O zaman şöyle demeliyim: Seni az tanıyorum... Az...

Sen de fark ettin mi? Az dediğin, küçücük bir kelime. Sadece A ve Z.
Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var.

O alfabeyle yazılmış onbinlerce kelime ve yüzbinlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım sözler bile o iki harfin arasında.

Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar.

Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarındaki her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler.

Senin ve benim gibi...


Hakan Günday ile bir nevi tanışma romanım oldu AZ. Hakan Günday, bu kitapla "Dünya Kitap Yılın Telif Kitabı Ödülü"nü kazanmış. Daha önce hiçbir kitabını okumamıştım ama kuzenim çok beğendiğini söyleyince eklemiştim okuma listeme. Tabi ki ilk d&r alışverişimde de girdi sepetime :)

Roman 2 ana karakterden oluşuyor. İkisinin de adı Derda. Hatta roman 2 bölümden oluşuyor demek daha doğru olur sanırım biri dişi Derda diğeri erkek Derda.
Kitabın başında örümcek lekesiyle başlayan birkaç sayfalık hikayeyi çok beğendiğimi söylemeden geçemeyeceğim. Gelelim birinci bölüme. Birinci bölümde sado-mazoşist ilişkiler, uyuşturucu,porno ve tarikatların içinde kaybolmuş 11 yaşındaki Derda’nın hikayesine tanık oluyorsunuz. Ben ilk bölümü okurken çoğu yerde irkildiğimi ve tiksindiğimi itiraf etmeliyim. Yazar bu kadar cinselliğe neden ihtiyaç duymuş onu da anlamış değilim. Dişi Derda’nın başından geçen olayları okurken yoruldum açıkçası. Bu yorgunluğun sebebi Derda’nın başına gelen  olayların beni içine almış olması değildi anlatımın yorucu olmasıydı. Belki kitapta sadece bu Derda dan bahsedilmiş olsaydı - kitap yarım bırakma huyum olmadığı için- içimden gelmeyerek okuyup bitirirdim kitabı. Dişi Derda’nın hikayesi bana göre yarım kaldı. İlk sayfalarda olayları en ince ayrıntısına kadar anlatan Hakan Günday bence son bölümleri biraz hızlı geçmiş. Özellikle bu bölümdeki tesafüfler çok ilgimi çekti. Hele hele Derda’nın hayatına yön veren Anne karakteri :)


Gelelim 2.bölümdeki erkek Derda’ya. Burada da bambaşka bir dram var. Derda’nın babası hapiste, annesi ise hasta. Evleri mezarlıkla duvar duvara hatta bir duvarı mezarlığa ait. Derda hep yetimhaneden korkuyor ve arkadaşlarından yetimhane hikayeleri duyuyor. Ne pahasına olursa olsun o yetimhaneye girmemeye çalışıyor ki bu annesi öldüğünde kimse farketmesin diye annesini parçalayıp her bir parçasını ayrı ayrı mezarlara gömmesine kadar gidiyor. Annesi öldükten sonra parçalama kısmında gerçekten müthiş bir anlatımı var Hakan Günday’ın. Gözümde canlanmadı, hissetmedim desem yalan olur. Daha sonra Oğuz
Atay “Tutunamayanlar” kitabı ile tanışması var erkek Derda’nın. Kitapta resmen efsaneleştirilmiş Oğuz Atay. Hiç okumadım kitaplarını bilmiyorum da pek ama bu kitabı okuduktan sonra alsam mı oldum yani o kadar efsaneleştirilmişti kitapta.  Kitabın 244-253. Sayfaları arasında el yazısı ile yazılmış bir masal var. Yazı tipi okumamı gerçekten zorlaştırdı.
Hele Derda’ların karşılaşması bana çok saçma geldi. Daha mantıklı bir son ya da tesadüf bulabilirdi. Sonra birbirlerine aşık olmaları, 40 yıl bir yastığa baş koymaları. Sonuç olarak finali hiç beğenmedim.
Yine de özellikle 2. bölüm için bu kitabı okumanızı tavsiye ederim kesinlikle vakit kaybı olmaz.




 

7 yorum:

  1. merhabalar
    blogu yeni keşfettim ve çok beğendim.
    çekilişteki o güzel hediyeleri kaçırdığıma da çok üzüldüm.
    az romanını ben de okudum ve resmen benim düşüncelerimi yansıtmışsınız. muhteşem bir tahlil tebrik ederim.

    YanıtlayınSil
  2. siz de benimle aynı noktalara takılmışsınız... 1. bölümde bazı bölümler gün gün ilerken daha sonrası bir anda oldu bittiye getiriliyor. romanda bolca tesadüf var.. bu kadar da olmaz dedirtiyor insana.. cinsellikle ilgili bölümler ve küfürler beni çok rahatsız etti doğrusu..kitabın arka kapak yazısını okuyunca insanın beklentisi biraz fazla oluyor galiba.. kapak tasarımı ve arka kapak yazısı muhteşem bence... ilk bölümde yaşadığım mide bulantısı üzerine bir de ikinci bölümde DErda'nın annesinin cesedini parçalama sahnesi eklenince Kinyas ve Kayra'yı almıştım.. okumaya korkuyorum...paylaşımınıza teşekkürler...

    YanıtlayınSil

  3. EMİNE ÖZTÜRK
    evet aynı noktalarda takılmışız :) ben de kitabı alıp arka kapağı okuyunca muhteşem bir kitaba benziyor dedim ama maalesef arka kapaktaki şiirsellik kitapta devam etmiyor

    ela eylül
    hoşgeldin güzel yorumların için teşekkür ederim :)

    YanıtlayınSil
  4. Hakan GUNDAY son zamanlarda en beğendiğim yazar, bütün kitaplarını okudum . Bloğumda bi de sıralama yaptım kendimce. Ama hepsini okumalısın bence.
    Sevgiler...

    YanıtlayınSil
  5. dedim ya bu benim adıma tanışma kitabıydı. kinyas ve kayrayı da reederıma indirdim ama elimdeki kitapları bitirmeden okumayı düşünmüyordum.tavsiyenden sonra ön sıralara alayım çok teşekkürler.

    YanıtlayınSil
  6. Bu kitap beni hayatımda en çok etkileyen kitaplardan. İçime derin yer etti.
    Paylaşımınız için teşekkürler.

    YanıtlayınSil
  7. ""Yazar bu kadar cinselliğe neden ihtiyaç duymuş onu da anlamış değilim.""
    Ben de okurken aynı durumdan mustarip olmuştum. Kitabın güzelliğini örtbas ettiğini düşünüyorum.

    YanıtlayınSil