5 Mayıs 2013 Pazar

Zülfü Livaneli-Kardeşimin Hikayesi Bitti...



Sayfa Sayısı: 330
Baskı Yılı: 2013
Dili: Türkçe
Yayınevi: Doğan Kitap



Serenad fırtınasından sonra Livaneliden nefes kesen bir roman

Sakin bir balıkçı köyünde genç bir kadının cinayete kurban gitmesiyle başlar her şey. Dünyadan elini eteğini çekmiş emekli inşaat mühendisiyle genç, güzel ve meraklı gazeteci kızın tanışmasına da bu cinayet vesile olur. Kurguyla gerçeğin karıştığı, duyguların en karanlık, en kuytu bölgelerine girildiği hikâye, daha doğrusu hikâye içinde hikâye de böylece başlar. Modern bir Binbir Gece Masalının kapıları aralanır. Ancak bu kez Şehrazad erkektir. 

Kardeşimin Hikâyesi aşkın mutlulukta ulaşılacak son nokta olduğuna inananları bir kez daha düşünmeye davet eden, aşka, aşkın karmaşıklığına ve tehlikelerine dair nefes kesen bir roman. Her sayfada yeni bir gerçekliği keşfedecek, kuşku ile kesinliğin sınırlarında dolaşacaksınız. 

Mantıksız gibi geliyor ama o sabah uyandığımda tuhaf bir haber alacağımı biliyordum. Karadenizin lacivert dalgalarıyla baş başa kalmış olan bu ıssız köyde geçen her gün birbirinin aynısı olduğu için burada insanların heyecanla konuşacağı olaylara pek sık rastlanmazdı. O günün de ötekiler gibi sessizce akıp gitmesi gerekirdi ama galiba başka şeyler olacaktı. O mahmur sabah saatlerinde bir cinayet haberi alacağımı bilmiyordum elbette ama bir haber gelecekti. Daha yataktan çıkmamıştım, gözlerim kapalıydı, arkalarında fosforlu çizgiler bırakarak yıldırım hızıyla hareket eden mor tavşanları izliyordum.



zülfü livaneli'nin kitaplarına nedense hep ön yargılı olmuştum. ta ki serenadı okuyana kadar. gerçekten serenad çok beğendiğim kitapların arasında aldı yerine.
geçenlerde yeni çıkan kitaplara bakarken dikkatimi çekti bu kitap ve bazı serilerin kitaplarını alırken bu kitabı da attım sepetime. iyi ki de almışım.
kitapta ana karakterimiz ahmet arslan. emekli mühendis ve şehirden kaçmak için podima adında küçük bir karadeniz kasabasına yerleşmiş. evinin tüm odaları kitap dolu ve her odayı türlerine göre ayırmış aşk odası, romantizm odası falan diye. insanların kendine dokunmasına izin vermeyen bir adam ve kişiliği gerçekten çok ilginç. hatta sevgili diye bir alet icat etmiş kitabı okursanız ne olduğunu göreceksiniz. bu küçük kasabadaki herşey birgün ahmetin de yakın arkadaşı olan arzu kahramanın öldürülmesiyle başlıyor aslında. kasabaya gazeteciler falan geliyor. hatta ahmet bu gazetecilerden genç bir kızla ilgilenmeye başlıyor.
kitabın konusunu daha fazla anlatmayayım ama gerçekten çok ilginç bir kitap olmuş bana göre. okurken nasıl bittiğini anlamadım hatta meraktan elimden bırakamadım kitabı.
cinayet, ahmetin kendini anlatması, ikiz kardeşi mehmet'in hikayesi falan derken bir çırpıda bitiyor kitap ki sonunu zaten büyük bir merakla okuyup şaşıracaksınız. her ne kadar ben başından beri acaba sonu şöyle mi olacak deyip haklı çıkmış olsam da. kesinlikle tavsiyemdir :)



3 yorum:

  1. serenad ve leylanın evini okudum çok çok etkileyici kitaplardı hele ki serenad da ağladım bile ki bugüne kadar hiç kitap okurken ağlamadım ben bunu da ilk kez duydum sanırım kendimi tutamayıp alacağım=)

    YanıtlayınSil
  2. @Begum Salurvan

    yeni çıktı zaten çok fazla olmadı sanırım :)
    ben de leyla'nın evi ve serenadı okumuştum. bu kitap da en az onlar kadar güzel :)

    YanıtlayınSil